
Uzun yıllar tasarım, özellikle de web arayüz tasarımı ile uğraşınca iş yaptığınız kişi-kurum-iş sahibi ve yöneticilerin kendi aralarında geliştirdiği ve sizi çıldırtmak için kurgulanmış bir jargon’un farkına varıyorsunuz. Sık sık genç ve yeni tasarımcılardan bizim için ne tavsiye edersiniz mektuplarına yanıtlardan biri de bu yazı olacak kuşkusuz.
Ben mesleğe başlarken az sonra okuyacaklarınızı bilseydim, sonraki yıllarda çok faydası dokunurdu şüphesiz.
En temel haliyle grafik işi ile uğraşıyorsanız, karşınızda işin sahibi bir muhatabınız elbette oluyor, bu muhatap erkek / kadın olarak iki ana kategoriye ayrırsak, proje yöneticisi, patron, kurumsal iletişim sorumlusu (ya da bir departmanın tamamı), müşteri, gibi farklı segmentlere ayrılıyor.
Ancak özünde temel olarak bu güruh size işi veren ve hesap verdiğiniz kişi yada topluluklardır.
Dedim ya, bu işle uğraşan her profesyonelin, en azından bir kere bile olsa maruz kaldığı bu özel jargon’dan sizler için derleyebildiklerime göz atalım.
Kötü Gözüküyor!
En sert olandan başladık galiba? Olsun! “Kötü Gözüküyor” bir görsel tasarımcı için en yıkıcı eleştirilerden biridir. Siz yıllarınızı, aylarınızı vermişsinizdir, ama konu hakkında hiç bilgisi olmayan biri tamamen kendi beğenisi üzerinden size ahkam kesebilir. Çözümü işi baştan çalışmaktır, zira bir tasarımın kötü göründüğüne inanan birinin fikrini değiştirmeniz imkansıza yakındır.
Fikir Güzel Ama…
Hayatın her alanında aynı olsa da, özellikle altını çizmek gerek ki yaratıcı işler ile ilgili bir konuda size “ama” içeren bir cümle geliyorsa o ama’dan önceki herşeyi çöpe atın! Fikir güzel ama… Hayır aslında fikri de beğenmedik, zaten güzel olsa kullanırdık anlamını çıkarın. Çözümü yine işi başa almak tabii.
Logomuzu Biraz Daha Büyütelim!
Yüzyılın grafik yerleşim problemi, internetin keşfi sonrası tüm dünyayı kasıp kavuran bir trend. Ölçümlenebilmiş bir faydası bugüne kadar görülmemiş olmasına rağmen bu ısrar niye?
Bu arada insanlar büyüdükçe hayalleri küçülür lafı geldi aklıma ama konumuzla pek ilgisi yok tabii.
Değişik Renk Alternatiflerini Deneyelim…
Hayır! Denemeyelim!! Bir tasarımcı olarak, sizin hiç bilmediğiniz renk kombinasyonlarını, renk çarkını, renklerin anlamlarını biz biliyoruz! Kişisel beğenilerden arınmamış eleştiriler tüm görsel iletişimin kimyasını da bozabilir.
Müşteriniz tasarımda kullanılan rengi kişisel olarak beğenmiyor diye alternatif istiyorsa şansınızı fazla zorlamanın faydası pek yok…
Duygusal İletişim Zayıf, Güçlendirelim…
Görsel bir iş’te duygudan söz etmemek imkansız. Ancak bu duygusal durum daha çok estetik değerlerle ilgili. Bu görselde duygusal iletişimimiz zayıf kalmış, güçlendirelim şeklindeki bir eleştiri, tasarımcının elini kolunu bağlamanın en kolay yolu olarak görülebilir.
Oysa bir kurumun duygusal iletişimi daha çok o markanın sosyal mecralar ve kamuoyundaki algı ve iletişim kabileyeti ile ilgili değil midir? Sayfaya bir kalp ikonu ♥ koyarak duygusal iletişim güçlendirilebilir mi?
Orada Gözükmesin Ama Kaybolmasını da İstemiyoruz…
Tasarımcın uzay bilimlerine açıldığı andır bu revizyonun geldiği an :) Görsel elementi aynı anda hem göstermeniz hem de yok etmeniz gerekmekte teknik olarak! Uzay/Zaman’ı bükerek bu işi halletmeniz mümkün. Özellikle web tasarımcıların sıklıkla başına gelen işlerden biridir. Becerebiliyorsanız ne ala, ben 15 yılda bir kez olsun başaramadım…
Bu revizyonların bir diğer versiyonu ise hazırladığınız görsel bir element için, çok fazla aksiyon oluyor, alta bir yerlere alalım’dır.
Bir diğer versiyon ise “Öne Çıkaralım”dır. Genelde mutsuz sonla biten işlerin son revizelerinden biridir ;)
Biraz Daha Hareketli Olsun
Sabit görsellerden ouşturduğunuz bir grafik çalışma için bu yorum geliyorsa, yine başınız dertte demektir.
Bir grafik nasıl hareketlendirilebilir? Düz bir çizgi atarak? Yo yo fontları italik yapalım? Kesik çizgiler atsak aralara böyle bıcır bıcır? Biraz ikonla beslesek?… Peki bu öneriler olayı hareketlendirmek için doğru seçilmiş teknikler mi? Her şeyin iki boyutlu yaşandığı bir dünyada sabit bir görseli -ki bu internetteyse logoların zıplamasından, gerekli gereksiz video ve animasyon tıkıştırmaya kadar giden geniş bir otoban üzerinde yapayalnız olduğunuzu unutmayın. Sabırlı olun ve otostop çekmeyi öğrenin!
Genel hatlarıyla kariyeriniz boyunca en çok duyacağınız cümleler bunlar olacak.
Aslında bu bilinmeyen dile ait başka detaylarda var onlara da kısaca bir göz atarsak;
- Görseli daha farklı konumlandırabilir miyiz?
- Daha açıklayıcı bir görsel bekliyoruz…
- Tüm ekiple değerlendirdik ancak…
- Yeterince dikkat çekmiyor…
- Bu görsel çok kalabalık…
Gördüğünüz gibi bir tasarımcının iş hayatı aslında tam anlamı ile bir kaostan ve ikilemlerden ibaret. Bu işi yapan ve yapmak isteyenlerin, öyle sadece iş ilanlarındaki gibi değil gerçekten problem çözme, pratik olma ve iletişim kurabilme gibi yeteneklere de sahip olması gerekiyor.
Kişisel olarak mesleğimize, donanımımıza, bilgi ve tecrübemize yeteri kadar saygı gösterilmediğini düşünenlerdenim. Özellikle ait olduğumuz kültürün buna sebep olduğunu belirtmem gerek. Aslında daha ziyade bir görsel kültüre sahip olmamamızın da acısını çekiyoruz diyebiliriz aslında. Modern ve endüstriyel bir görsel gramer yerine daha arabesk bir anlayışı benimseyen ve uygulayan bir toplum (çoğunlukla) olduğumuz kabul edilirse, beklentileri fazla yüksek tutmamak gerek belki de…
Belki bu konuları başka bir yazıda toplamak gerek. Bu yazının çok eğlenceli olmasını istesem de pek öyle olmadı sanırım :(
Yinede güzel ve yaratıcı günler dilerim.



Yorumlar (16)
Deli Tasarımcıdiyor ki:
24 Ocak 2013 4:18 pmÇok güzel bir yazı olmuş, su gibi okudum ama sonunda kendime acıdım.
Tecavüzden zevk almaya bak! cümlesini kendi kendime tekrar ettim. Kendime geldim, şimdi iyiyim :)
Serkan Azeridiyor ki:
24 Ocak 2013 4:34 pmGenel olarak bizim sektörde hemen hemen her ajansta duyduğumuz müşteri taleplerini belirtmişsiniz çok güzel noktalara değinmişsiniz.
Peki müşterilerden gelen bu taleplere baktığım zaman kendi kendime soruyorum, acaba müşteriler eğitilemez mi? müşteriden gelen olur olmaz her talep tasarım tarafına gelmeden düzgün bir şekilde açıklanarak geri çevirilemez mi? Sonuç olarak bir müşteri x ajansı ile çalışmayı istiyorsa o ajansın çalışmalarını işlerini beğeniyordur ki çalışmaya karar vermiştir, o zaman o ajansa tasarımcıya güvenmeli işin gidişatını işi bilen kişiye bırakmalıdır. Bizim müşterilerin işini bilmeden yapmaya çalışmamız ne kadar saçma olur ise onlarında bilmedikleri bir işte ahkam kesmesi son derece yanlış sonuç olarak işin kalitesi düşüyor, ilk tasarım ile müşteri müdahalesinden sonraki tasarım arasında dağlar kadar fark olabiliyor.
Utkudiyor ki:
24 Ocak 2013 4:46 pmKendimizi frenlemeye çalıştığımız ve içimizden çığlıklar attığımız tam o anda pek eğlenceli gelmeyebilir ama biraz sakinleşip okuyunca ve gerçekten de müşterinin düştüğü komik durumları gözünüzün önüne getirdiğinizde gayet komik geliyor.Bugün bir müşteri bana telefonda çemkirerek “Tasarımcı buraya gelmeyecek mi?” dedi.Bende “Neden gelmesi gerekiyordu” dedim.”Biz ne istediğimizi gösterecektik” dedi.
Yani beni,seyir halinde müşteri müşteri gezip,onların istediklerini bilgisayarda uygulayabilen,rengine,fontuna,tasarımına hiç bir şekilde karışamayacağım bir ARACI olarak görüyor.Üzücü mü?Evet. Moralimi bozdu mu?Evet. Hevesle çalıştığım iş bir anda kabusa döndü benim için.Dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım ama anladığını sanmıyorum.Sadece işi bilene bırakacak güvene ihtiyaç var biraz.. Ha bir de ne istediğini bilen ve onu doğru şekilde tasarımcısına aksettirebilen insanda çok az.Doğru anlatılamayan istekler sonunda onun hakkında yorum yapma cüretini gösterebildiği tasarımlara dönüyor ve sorumlusu kaçınılmaz olarak Tasarımcı oluyor. Yazı için teşekkür ederim
Serkan Azeridiyor ki:
24 Ocak 2013 4:54 pmMaalesef müşteriler ne istediğini bilmiyor ve uygulamalı olarak gördükten sonra yani iş işten geçtikten sonra aklına yeni yeni talepler geliyor, işte o noktada ajansların dik bir duruş sergilemesi gerekiyor.
nilgün yürükdiyor ki:
24 Ocak 2013 11:08 pmBen burada etkin dinlemenin önemine değinmek istiyorum. Müşteriyi tüm önyargılardan uzak olarak dinlemeliyiz. Talebinin makul olmadığına gerek görsel gerek isşlevsel olarak bir artı dğer oluşturmayacağına ya da artı değer oluştursa dahi yaratılacak art değerin harcanacak ilave zamana değmeyeceğine iyice dinleyip akıl ve tecrübemizin süzgecinden geçirdikten sonra kani oldu iseki tabii ki dik durmalıyız. Doğru üslüpla hayır demek konusunda kendimizi sürekli geliştirmeliyiz. Bazen de müşteri hiç beklemediğiniz kadar isbetli bir öneride bulunmul olabilir ki bunu dikkate almak hem yapılan işi hem de bizi zenginleştirir kanısındayım.
bekirdiyor ki:
25 Ocak 2013 9:50 amabi kısaca özet geçmişsiniz diyebiliriz :) bunların çoğunu duyan biri olarak ister istemez güldüm.
Serdardiyor ki:
26 Ocak 2013 11:30 amMaaşallah.. jargon iyi.. sağlam jargon..
Hakandiyor ki:
27 Ocak 2013 5:40 amYukarıda yazdıklarınızın hepsi harfiyen doğru. Ek olarak logo yada tasarıma illa kendi kafasından bir şey eklemek isteyenleri söyleyebilirim (Logoya yada tasarıma kendi eli de değmiş olacak güya?) Güzel bir yazı olmuş teşekkürler.
esertdiyor ki:
28 Ocak 2013 9:53 amSektörü bırakma sebebim
web tasarımdiyor ki:
1 Şubat 2013 1:34 pmTeşekkürler çok güzel bir yazı olmuş.
Ahmet Dorukdiyor ki:
2 Şubat 2013 10:48 amAllah belasını vermesin, bazı adamlar geliyor bizim adımız x firması bize bi site yapın diyip çekip gidiyor deli oluyor. Siz kimsiniz, ne iş yapıyorsnuz :) Çıldırmamak elde değil bazen
Oğuzhan Çevikdiyor ki:
6 Şubat 2013 10:48 pmpaylaşım güzel
Kaan Uğrasızdiyor ki:
7 Şubat 2013 12:58 pmAğlamak istedim :(
Ayşegüldiyor ki:
19 Şubat 2013 3:56 amYüreğimin bam teline dokunmuşsunuz resmen.. Nedir bu anlaşamazlığımız müşterilerimizle bilemedim ki… Geçenlerde domain ile ilgili bir sorun yaşadım. İnatla uzun isim almak istiyorlar.. Ama öyle böyle değil, ve bu iş haliyle benim referansım olacağından komik duruma da düşmek istemiyorum ama yok… inatlarını yenemedim :(
Sabırla, gayretle çalışmaya devam.. Yüreğinize sağlık..
Mephistophelesdiyor ki:
9 Mart 2013 11:14 pmBaşarılı bir projenin karşısındaki en büyük engel, müşteridir.
Görüldüğü yerde başı ezilmelidir…
Sencer Özokurdiyor ki:
14 Ocak 2015 5:24 pmPeki acaba bütün “Tasarımcılar” yeterince tasarımcı mı? Tüm müşteriler bilgisiz, tecrübesiz, konuyla ilgili yetersiz de acaba tüm tasarımcılar 10 üzerinden 10 numara sanat çıkartabiliyorlar mı? Bunu da sorgulamak lazım gibi.