Kapatmak için Esc tuşuna basın

Eleştiri Dozunun Tasarımcı Üzerindeki Yaratıcı Etkisi!

elesrtret232

Eleştiri’nin sözlük anlamı bir olguyu iyi ve kötü yönleri ile ele almak, tenkit etmek demek..
Oysa toplumumuzda eleştiri’nin algılanış biçimi daha çok kötülemek, aşağılamak ve küçümsemek şeklinde ne yazıkki.
Örenğin karşınızda bir vazo ve içinde bir çiçek var, size çok kötü gözüküyorsa bunu değerlendirmek için şöyle bir cümle kurabilirsiniz:
"Bu çiçek çok güzel ama vazonun rengi ile sanırım pek uyuşmamış, mavi bir vazo daha güzel olabilirdi.."
Oysa Türk usülü eleştiri yapmak için çok daha basit bir cümle kurmak yeterli:
"Bu iğrenç gözüküyor!.."
Peki ya kreatif bir tasarım uzmanı bir gün eleştiriye maruz kalırsa ne olur?

Mesleğinde belli bir noktaya gelmiş yada gelmeyi arzulayan tasarımcılar, genelde yaratıcılıklarına güvendikleri için daha çok özgün çalışmalar yapmayı severler, zaman zaman kimi esin kaynaklarını boş geçmeseler de, ortaya çıkardıkları ürünlerin pek eşi benzeri olsun istemez, mutlaka kendi imzalarını koyacakları orjinal işler çıkarmayı arzu ederler.

Ama ya müşterileri aynı vizyonda değil ve bu orjinal işlere getirdikleri yorumlar, tasarımcının yaratıcı gücünü engeller nitelikte ise o zaman ne olacak?

Bu durumda tasarımcının sahip olması gereken en önemli erdem Peygamber Sabrı olacaktır.

Siz ne kadar orjinal olduğunu düşündüğünüz bir iş çıkarırsanız çıkarın, işin sahibinin yaptığınız çalışmayı beğenmeme ihtimali her zaman var.

Özellikle buna karar verecek kişilerin internet ve arayüz tasarımı üzerine bir vizyonları yok ise, interneti henüz gazete-dergi ve/veya televizyondan ayırt edememişler ise, bilişim sektöründe yer alsalar bile kullanılabilirlikten bir haber ve bütün gün sörf yapmakla, kendilerini kullanıcı tercihlerini çözmüş ve tasarım kriterlerini öğrenmiş varsayıyorlar ise, bu noktada tasarımcı’nın tek arzusu yaptığı orjinal olan tasarıma gelecek eleştirinin çok ağır olmamasını dilemekten öte gitmeyecektir.

Asıl sorun ise gelen eleştiri dozunun ağırlığı karşısında motivasyonu kaybetmemek, yapılan yıkıcı yorumları kafaya takmadan işi yeniden kotarmaya başlamayı bilmek, portföyünüze koyamayacağınızı bilseniz bile müşteri memnuniyeti adına istenilenleri ortaya koyabilmek.
Bunları başarabiliyor olmakta önemli.

Eğer freelance çalışan idelaist biriyseniz, zaten Türkiye şartlarında yaptığınız demoya prensip olarak herhangi bir ücret ödenmediği için, ceketinizi alıp toplantıdan çıkabilirsiniz.

Ama bir ajans veya kuruma bağlı olarak çalışan biriyseniz, hoşlanmadığınız türden davranışları göğüsleyerek, yeniden işinize konsantre olmayı öğrenmeniz gerekmekte.
Sizin bunu öğrenmeniz, insanların "eleştiri" kelimesinin anlamını öğrenmekten kısa süreceği kesin!

Ortaya çıkardığınız web sitesini yerden yere vuranlara, her madde için soracağınız "neden" sorusuna tasarım adına mantıklı bir yanıt alamıyorsanız merak etmeyin, en doğru tasarımı hazırlamışsınız demektir.

Teknik olarak işin çözümüne dair ipucuna gelince, eğer yaptığınız iş revizyon kaldırmayacak şekilde ve baştan üretmeniz gerekiyorsa hemen iş sahibine ne tür sitelerden hoşlandığını, hangi sitelerin hangi bölümlerinin kendisi için sorunsuz bir çözüm oluşturacağını sorun, ve yeni işi bu kriterlere göre hazırlamayı deneyin.

Emin olun bu yöntem ile hem siz çok zaman kazanacaksınız, hemde müşteriniz mutlu olacak.

Yorumlar (10)

  • Sercan ÜZELdiyor ki:

    3 Mart 2008 2:10 am

    Evet Gerçekten Peygamber Sabrı Denen Şey Bende Varmış Bunu Anladım. Ve İnternetle Yeni Tanışan Müşterileriniz Varsa Şunu Söyliyeyim Kesinlikle Sıradışı Kimsede Olmayan Bir Çalışma Yapmak İçin Zaman Öldürmeyin. En Basitinden Bir Portal Türü Bir Alt Yapı Oluşturun. Bakın Burası Ahmetin Sitesi Gibi Nasıl Güzel Duruyo, Burası Mehmetin Sitesi Gibi Çok Şahane Oldu deyin O Zaman Kabul Ediyorlar. Çünkü Ahmetin Yada Mehmetin Sitesinin Sadece 1-2 Özellik Sayesinde İnternet Bir Başarı Sağladığına İnanırlar. Benim Sitemde Bir Gün Böyle Olacak Derler. Ve Siz Yaptıktan Sonra :) Kesinlikle Portföyünüze Koymayın… O Zaman Kendi Sitesinin Reklam Olacağının Değil, Tasarımcısını Onun Sitesi Sayesinde Para Kazanacağını Düşünürler.

  • umut işbilirdiyor ki:

    3 Mart 2008 4:28 am

    “Eğer freelance çalışan idelaist biriyseniz, zaten Türkiye şartlarında yaptığınız demoya prensip olarak herhangi bir ücret ödenmediği için, ceketinizi alıp toplantıdan çıkabilirsiniz.”

    Bu paragraf gerçekten çok iyi bir tespit, freelance çalışmanın rahatlığı ajanslarla kıyaslandığında burada ortaya çıkıyor.

  • Levent Karabeyogludiyor ki:

    5 Mart 2008 4:14 am

    Her ne kadar biz tasarımcılar ve türevlerimiz (yaratici zeka sahibi üretken insanlar) aldığımız gaz ve motivasyon değerlerimize göre güzel işler üretebiliyor olsak da, bazen kursun gecirmez gömleklerimizi giymemiz gerekiyor sanirim. Yoksa is cikartamaz hale geliriz.

    Peygamber sabri sanirim yillar gectikce gelisen cok guzel bir ozellik :)

  • Berker Ünlüerdiyor ki:

    15 Mart 2008 1:22 am

    Bence çok anlamlı bir yazı olmuş. Türk milleti olarak bir çok yönde olayların suyunu çıkartıyoruz. Güzel ise çok fazla vurgulayarak “Mükemmel olmuş, şahane!” dedikten sonra bir ayrıntıya takıldığımızda “Ama burası olayı bitirmiş. Berbat!” diyebiliyoruz. Bunu sadece yorumlayan kişiler değil tasarımcılar da söyleyebiliyor.

    Neyse, bu anlamlı yazı için teşekkürler.

  • Uğur ACİLdiyor ki:

    3 Nisan 2008 2:06 am

    17 yaşındayım onlarca afiş websitesi broşür yaptım benim yaptıklarımın hepsini adamlar kafalarına göre sonradan düzenlettirdiler.
    ve bir şeyin farkına vardım karşıdaki kişi için sadece yazıların okunması önemli grafik tasarımına hiç önem vermiyorlar ! veya websitesinin kodlanmasına sadece amaçları istedikleri mesajı verebilmek peygamber sabrı böyle birşey olsa gerek halen bu işten ekmek yemeye çalışıyorum :)

  • Murat SÜNGERdiyor ki:

    13 Mart 2009 9:41 pm

    Evet sırf bu yüzdün piyasaya çıkıp iş kovalamıyoruz, Hele bide html de iki kod yazabiliyorlarsa tamam sizin yaptığınız iş süpersonikde olsa fayda etmez :) ve dikkat ediyorum matbaada çalışan arkadaşlarımın işlerine, tasarım gerçekten önemli değil arkadaşın dediği gibi yazının okunabilirliği dükkanın resmi vs. Bu güzel yazının için teşekürler, iyi çalışmalar.

  • Hasandiyor ki:

    24 Mart 2015 11:52 am

    Evet bu gibi olaylardan dolayı ne yazık ki tasarımdan da soğuyoruz. Eskiden ne güzel adam akılı müşteriler vardı şimdi o müşteriler 5 parmağı geçmiyorlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir